Blog denen bu oluşum ilk çıktığı zamanlarda da şimdi düşündüğüm gibi düşünmüştüm: Blog bir nevi mastürbasyondur.
Dönem dönem ortaya çeşitli şekillerde fışkırtılan bu blog denen sayıklamaları takip etmeye başladım, ilginç geldi bana. Çevremdeki ilginç insanları da ara sıra büyük bir konstrasyonla gözlemlediğimi farkettim. İnsanların yalandan oluşmuş (ya da oluşturulmaya kasılan) imajlarını, kaygılarını ve ezikliklerini gizlemeye çalışmalarını anlamaya çalıştım. Mesela çalıştığım fabrikadaki gariban işçilerin aralarında "müdüre geçenlerde şöyle ayar verdim, baktım alttan almıyor, 'ver lan çıkışımı dedim', adam hemen yola geldi" havalarındayken; Müdür Bey gerçekten ortama geldiğinde delikanlı tavırların hemen değiştiğini gördüm. Müdür Bey geldiğinde hepsi hazırola geçmişlerdi. Mastürbasyon bitmişti.
Blog yazılarını okumak, aynı fabrikadaki işçilerin davranışlarını gözlemlemek gibi bir şey oldu benim için, ilginçti yazıların arasında gördüğüm yalanlar, kaygılar, vs. Çoğu insan da trafik kazası seyretmeyi sever, hatta eminim içlerinde kaza geçirmiş arabanın hasarı ne kadar büyükse o kadar çok mutlu olan insanlar bile vardır. Ben de bu kaza seyretme olayını anlayamam. Benim ilgimi ise davranışsal kazalar çeker.
Bir gün bu davranışsal kazalardan birinde yorum yapayım dedim ve iş kazazede tarafından burada blog yazarı olarak davet edilmeme kadar vardı. Kazazede bu yazıdan önce 'Neden Blog?' başlığıyla bir yazı yazmış. Yazının en büyük yalanı ise yazmanın kazazedenin içini organize ettiğini iddia etmesi. İlk bakışta ne kadar da ulvi bir sebep değil mi? Peki, dürüst olun ey seyirciler, hanginiz bunun ne anlama geldiğini anladı? Bence hiç biriniz, çünkü anlamı yok.
Yazdığını paylaşmak kendini kendine vaat etmek demek derken sevgili kazazedemiz umutsuz mastürbasyonunun sonlarına yaklaşıyor. Bence asıl ilgi çekici olan şey bu tarz dolu gibi görünüp aslında içi boş olan hezeyan örneklerini gözlemlemek, analiz etmek...
Benim benzerim yok, hiç günlük de tutmadım.
Abonnieren
Kommentare zum Post (Atom)
2 Kommentare:
hoşgeldin!
biliyorum heyecanlanmam, içten içe karşıma çıkmana sevinmem pek normal değil. belki biraz ahmakça. seviniyorum ama:)
Kommentar veröffentlichen